“Ve ‘Ey kavmim’ diye devam etti, ‘Bu, Allah’a ait olan dişi deve sizin için bir işaret olacaktır; bunun için, onu bırakın Allah’ın arzında otlasın; ona bir kötülük yapmayın, yoksa beklenmedik bir azaba duçar olursunuz!”

“Bu uyarıya rağmen, hunharca boğazladılar onu. Bunun üzerine Salih: ‘Artık sadece üç gününüz kaldı, barınaklarınızda eyleşecek’ dedi, ‘bu (söylediğim) yalanlanmayacak bir hükümdür! Hûd sûr, âyet: 64-65

Kuran Müslümanların hayat kitabıdır, hayat kitabında hayati meselelere yer verilir.

Bu kitap Allah’ın (cc) kitabı olunca, orada boş ve gereksiz söze yer yoktur.

Kuran kıssalarının temel amacı; bir olay anlatılırken, dinleyenlerin / okuyanların bu olaylardan kendilerine ve zamanlarına dersler çıkarmasıdır.

Bizlerde inşallah Hz. Salih (a.s) kıssasının bir bölümü üzerine tefekkür ederek, Kuranı anlama ve Kuran üzerine tefekkür etme niyeti ile birkaç cümle yazalım.

Semud kavmi şehirlerde göz kamaştırıcı binalar inşa ediyor, dağlara şekiller verilerek meskenler yapıyor, diğer tarafta ise şirk, putperestlik, eşitsizlik, adaletsizlik ve zulüm yayılıyor, milletin en kötü ve ahlakı en düşük insanları iktidar koltuklarına yerleşip ahkâm kesiyor ve bu mele takımı büyüklük ve kibirle diğer insanlara üstünlük taslıyorlardı. Dolayısıyla tüm tarih boyunca olduğu gibi Salih (as) in daveti de sadece alt sınıftaki insanları etkiliyor, üst sınıftaki mele takımının ise ancak küfrünü artırıyordu.

Hz. Salih’in (a.s) kavmi, içlerinden çıkan peygamberi toplumda küçük düşürmek için bir mucize ister. Allah (cc) onlara mucize olarak kayadan bir deve çıkarır /yaratır ve iman etmelerini, deveye zarar vermemelerini talep eder. Ayrıca sahip oldukları su kuyusundan bir gün deve, bir gün kavim su içecektir. Hz. Salih’in (a.s) kavmi ayetlerde de açıklandığı üzere deveyi keserek öldürürler ardından da Salih (a.s) meydan okurlar.

İşte tam bu noktada Kuranda bahsedilen deve olayı bizlere neden aktarılmaktadır?

Biz bu kıssadan nasıl ders çıkarırız diye kendimize sorduğumuzda, Kuran üzerine tefekkürümüz başlamış olacaktır.

Mucize olarak gönderilen deve Kuranda Nâkatullah: Allah’ın devesi olarak zikredilir.

Allaha ait olan, Allahın varlığının ve yaratıcılı oluşunun delili olan bir deve.

Allah’ın cc hayata müdahil olduğunu ispatlayan bir deve…

Devenin şehrin sokaklarını gezdiğini hayal ederseniz insanların (kâfirlerin, müminlerin) aralarında ki konuşmalarını dinlemeye gayret ederseniz devenin neden öldürüldüğünü de anlamış oluruz.

Deve boyunduruk altına alınmadan, salına salına KAMUSAL ALANDA yürürken aslında tüm kâfirlere Allah’ın cc varlığını haykırmaktadır. Deveye şahit olanlar Bu Nâkatullah, Allah’ın devesi dir, Salih (a.s) doğru söylemiştir. Allah cc vardır, Ahiret vardır, hesap vardır, demektedirler.

Hayatlarını İslam’ın onaylamadığı bir sistem ve yaşam üzerine bina edenler için, Nâkatullah’ın KAMUSAL ALANDA gezmesi meydan okumadır, tehdittir, yaşma tarzlarını sarsacak bir eylemdir. Allah (cc) ve Ahiret var ise: Zülüm, yalan, hile, kumar, içki, zina… Tüm kötülüklerin hesabının görüleceği Nâkatullah tarafından insanlara hatırlatılmaktadır.

Gözü dönmüş İslam düşmanının çözümü nedir? Allah’a ait olan değerlerin KAMUSAL ALANDAN uzaklaştırılması, bu mümkün değilse yok edilmesi ve kendi sistemlerinin kolayca icra edilmesidir.

Deveden değil DEVENİN SAHİBİNDEN VE DEVENİN ONLARA HATIRLATTIKLARINDAN korkmaktadırlar. Deveyi öldürerek Allah’tan (cc) ve Hesap Gününden kurtulacaklarını zannetmektedirler.

Bugün BAŞÖRÜTÜLÜLERİ KAMUSAL ALANDAN UZAK TUTMAYA ÇALIŞANLARIN MANTIĞI ile DEVEYİ ÖLDÜRÜNLERİNİN MANTIĞI AYNIDIR.

Başörtülü mümine hanım; Kâfirlere Allah’ı (cc) ve Ahireti hatırlatmaktadır ve bu hatırlatma onların dünyevi zevklerini kaçırmaktadır. Yazın sıcağında başı ve bedeni tamamen örtülü bir bayanı gören, açıklıkta sınır tanımayanların ne düşündüklerini, neden köpürdüklerini düşündünüz mü?

Bir başka açıdan Nâkatullah, Allah’ın devesinin katledilmesi olayına bakacak olursak;

Nâkatullah, Allah’ın devesi onların kendilerine ait olduğunu zannettikleri suya ortakçı çıkmıştır. O güne kadar kendi gönüllerince kullandıkları suyu artık sınırlı kullanmak durumdadırlar. Çünkü suyun sahibi suyun yarı hakkını deveye vermiştir.

Mülkün sahibinin, malın bir kısmını zekât, sadaka, infak olarak fakirlere verilmesini istemesi gibi…

Zamanın sahibinin, zamanın bir kısmının ibadete ayrılmasını istemesi gibi…

Malın, paranın, zamanın sahibi olduğunu zannedenlere bunların gerçek sahibinin hatırlatılması ve bir bölümünün o yolda kullanılmasını istendiğinde verilen cevap ile devenin kesilmesi aynı değil mi?

Deve hangi hakla onların sularına ortak olmaktadır mantığı ile fakir ne hakla benim malıma ortak olmaktadır mantığı aynı değil mi?

Deveyi kesenler Allah’a (cc) ait olan, İslamı hatırlatan her işten rahatsız olurlar, ezan, kurban, başörtüsü, namaz…
Deveyi kesenler Allah yolunda mal ve can vermekten kaçarlar, çünkü kendilerini Malik-ül Mülk zannederler.

Kalplerimizde Allaha ait olan değerlere karşı bir isteksizlik, karşı koyuşluk var ise lütfen kalplerimizi arındıralım.

2 Temmuz 2019